Valla billa ne maçtı ama! Kağıt üstünde “Pazartesi sendromu maçı” gibi duruyordu ama Çaykur Didi Stadyumu’nda adeta bir taktik savaşı ve son dakika draması izledik. İki takımın da toplamda 30 şut attığı, xG (Beklenen Gol) oranlarının neredeyse milimetrik bir şekilde eşitlendiği (Rizespor: 1.18 – Gençlerbirliği: 1.16) bu kapışma, tam bir sinir harbine sahne oldu. İki teknik direktör de sahaya adeta birer satranç ustası gibi çıktı ama bitiricilik konusunda iki takım da evlere şenlik olunca, maç uzun süre kör dövüşü şeklinde geçti. Sonunda Karadeniz’in hırçın dalgaları, uzatmalarda Ankara rüzgarını yuttu.
İlk Yarıdaki Taktik Kilit: Gol Yok, Bolca Kör Dövüşü Var!
-
İlk 45 dakika taktiksel anlamda tam bir sabır testiydi abicim. Rizespor topa daha çok sahip olmaya çalışsa da (%49’a %51), ceza sahası içi üretkenliğinde iki takım da adeta sınıfta kaldı.
-
İki teknik ekibin de savunma kurguları tilki gibi uyanıktı; ne Rize arkaya adam kaçırdı ne de Gençlerbirliği merkezde boşluk verdi.
-
42. Dakika: Oğulcan Ülgün orta sahada sert bir faulle sarı kartı gördü. Bu dakikaya kadar iki takım da kaleleri yokladı ama kaleciler panterleşti. İlk yarı biterken tabelada “0-0” yazıyordu ve taraftar “Biz ne izledik şimdi?” diyerek çay kuyruğuna koştu.
İkinci Yarı ve Kulübe Hamleleri: Hamle Matı Arayışları
-
İkinci yarıda oyunun şirazesi tamamen kaydı, hırslar ve sertlikler konuştu. Teknik adamlar kulübeden jeneriklik gol çıkaracak maestro ayaklar aradı.
-
Rizespor’da İlhan Palut (veya teknik heyet) 61’de Olawoyin ve Buljubašić’i oyuna sürerek orta sahayı dinamikleştirmek istedi. Gençlerbirliği ise 79’da M’Baye Niang hamlesiyle Rize savunmasının üzerine çökmeye çalıştı.
-
Maçın son çeyreğinde tempo öyle bir arttı ki, iki takımın da savunma hatları yorgunluktan uyumaya başladı, orta sahalar otobana döndü. Ama o beklenen son vuruş kalitesi bir türlü gelmedi.
İstatistikler Yalan Söylemez: Sayılar Eşit, Şanslar Cömertçe Harcandı!
İki takımın da hücum parametreleri birbirine o kadar yakındı ki, maçın hakkı aslında tam bir beraberlikti. Rizespor ceza sahası içinden 13 şut çıkarırken, Gençlerbirliği uzaktan şansını denedi (13 ceza sahası dışı şut). Ancak her iki tarafta da birer “Büyük Şans” cömertçe harcandı.
| İstatistik | Çaykur Rizespor | Gençlerbirliği |
| Topa Sahip Olma | %49 | %51 |
| Beklenen Gol (xG) | 1.18 | 1.16 |
| Toplam Şut | 15 | 15 |
| Net Gol Pozisyonu | 1 | 1 |
| Kaleci Kurtarışları | 4 | 4 |
| Köşe Vuruşu | 4 | 7 |
Tabloya baksana abi, adeta ikiz kardeşlerin istatistiği gibi! Ama farkı yaratan ne oldu biliyor musun? Rizespor’un rakip ceza sahasına 39 kez girip nihayet o doğru pası bulması, Gençlerbirliği’nin ise savunmada yaptığı tek bir anlık konsantrasyon kaybı. Futbol işte böyle zalim bir oyun; 90 dakika didinirsin, bir an uyursun ve biletini keserler.
90+’da Deliren Rize ve VAR Tiyatrosu!
Maç bitti derken 90+3’te sahneye Emrecan Bulut çıktı! Sağ ayakla ceza sahası içinden öyle bir vurdu ki, top sağ alt köşeden filelerle buluştu: 1-0! Didi Stadyumu yıkılıyor, tribünler şahane coşuyor!
Ama durun, dram daha bitmedi! 90+6’da Gençlerbirliği yüklendi, Žan Žužek ceza sahasında hata yaptı ve hakem Zorbay Küçük penaltı noktasını gösterdi! Ankara ekibi sevinirken, Rize’nin yeni transferi Henry Onyekuru 90+7’de kalede adeta panterleşti ve penaltıyı kurtararak maçı kahraman gibi bitirdi! Evlere şenlik bir son, tam bir sinema filmi!
Sezon / Lig Durumu Raporu
Bu altın değerindeki 3 puanla birlikte Çaykur Rizespor alt sıralardan kurtulmak için nefes alırken, Gençlerbirliği ise deplasmanda eline gelen fırsatı tepmenin ve 8. sıradaki yerini sağlamlaştıramamanın derin üzüntüsünü yaşıyor.
Buradan Gençlerbirliği teknik ekibine sitemimdir: “Abi valla billa o penaltı kaçar mı, o son dakika savunma uykusu nedir?” Rizespor’a ise tavsiyem; bu bitiricilik zafiyetini çözmezseniz her maç Onyekuru kurtaramaz, taktiksel disipline biraz daha ciddiyet şart!