Cumartesi öğleden sonra ekran başına geçtik, hani şöyle iştahlı, bol gollü bir Anadolu derbisi izleyelim dedik ama sahada tam anlamıyla bir taktiksel kördüğüm vardı abi! İki takım da sahaya birbirini bozmak için çıkmış gibiydi. Toplamda 22 şut atıldı, iki takımın toplam xG’si ancak 2.41’i bulabildi. Analitik gözle bakarsan; iki teknik adamın da savunma bloklarını merkezde yoğunlaştırdığı, yaratıcılıktan uzak ve geçiş hücumlarına bel bağlayan, izleyene “valla billa” sabır taşı çatlatan bir 90 dakika izledik. Pozisyon kısırlığının tavan yaptığı, ancak mücadelesiyle tribünü diri tutan, tam bir “puanları kardeş payı yapalım” maçıydı.
İlk Yarıdaki Duraklama Dönemi: Samet Akaydın Havadan Sızdı!
Maçın ilk yarısı tam evlere şenlikti yahu! İki takım da orta sahada birbirinin ayağına basmaktan futbol oynamayı unuttu desek yeridir. Konyaspor kendi evinde taraftarının coşkusuyla baskı kurmak istedi ama hücumda o kadar üretkenlikten uzaktılar ki, set hücumları duvara çarpar gibi geri döndü. Rizespor ise daha derli toplu duran, geçişleri düşünen taraftı. Nitekim ilk yarının uzatma dakikalarında savunmanın adeta uyuduğu o anda sahneye tanıdık bir isim çıktı.
-
45’+1 GOL (0-1): Qazim Laci’nin adrese teslim ortasında, ceza sahası içinde adeta tilki gibi bomboş sızan Samet Akaydın kafayı vurdu ve Rizespor’u soyunma odasına önde götürdü. Konyaspor savunmasının o dakikada konsantrasyonu sıfırlanmış, resmen adam paylaşım hatasıyla rakibe buyur edilmiş bir goldü bu.
İkinci Yarıdaki Reaksiyon: Umut Nayir Panterleşti!
İkinci yarıya Konyaspor daha agresif, “bu iş böyle bitmez” dercesine hırslı başladı. Çağdaş Atan’ın öğrencileri taktiksel olarak baskıyı ön alana kaydırdı. Rizespor ise skoru koruma psikolojisiyle çok erken geriye yaslandı ve bu da başlarına iş açtı. Maçın dönüm noktası, Konyaspor’un baskıyı hat safhaya çıkardığı dakikalarda yaşanan penaltı pozisyonuydu.
-
66′ GOL (1-1): Tartışmalı penaltı kararında topun başına geçen Umut Nayir, meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu. Bu dakikadan sonra maç tam bir heyecan fırtınasına döndü. Oyuncu değişiklikleriyle hamle savaşları başladı; Bardhi’ler, Sowe’lar oyuna girdi ama iki takımın da son vuruşlardaki beceriksizliği, jeneriklik bir gol izlememize engel oldu.
İstatistikler Yalan Söylemez: Kağıt Üstünde Eşitlik, Sahada Cömertlik
Maçın ve takımların röntgenini çeken analitik verilere baktığımızda, aslında skorun neden berabere bittiğini çok net görebiliyoruz. İşte o rakamlar:
| İstatistik | Konyaspor | Çaykur Rizespor |
| Topa Sahip Olma | %48 | %52 |
| Beklenen Gol (xG) | 1.42 | 0.99 |
| Toplam Şut | 11 | 11 |
| Net Gol Pozisyonu | 1 | 3 |
| Kaleci Kurtarışları | 2 | 2 |
| Köşe Vuruşu | 4 | 2 |
Rakamlar yalan söylemez abi! Toplam şutlar 11’e 11 eşit. Ancak Rizespor girdigi 3 net gol pozisyonunun 2 tanesini cömertçe harcayarak galibiyeti elinin tersiyle itti. Konyaspor ise 1.42 xG üretmesine rağmen bunun büyük bölümünü penaltı pozisyonundan aldı; yani akan oyunda yaratıcılık sıfıra yakındır. İki takımın kalecisi de kritik anlarda panterleşmese, bu maç her iki tarafa da dönebilirdi.
Son Saniyelerdeki Kaos ve Direkten Dönen Hayaller!
Maçın sonuna tam 7 dakika uzatma eklendi ve o uzatmalar adeta nefes kesti! 90+7’de Konyaspor’da Umut Nayir’in ayağından çıkan o son şutta tribünler ayağa kalktı, top savunmaya çarpıp bloke olunca yeşil-beyazlı taraftarlar saç baş yoldu. Maçın hakemi Ümit Öztürk’ün çaldığı son düdükle birlikte iki takım da sahadan birer puanla ayrıldı ama iki tarafın da teknik kulübesi kaçan fırsatlara yanıyordu.
Sezon / Lig Durumu Raporu
Bu sonuçla birlikte 15. hafta sonunda Konyaspor 15, Çaykur Rizespor ise 14 puana yükseldi. Ligin orta sıralarında adeta bir patinaj durumu söz konusu. İki takım da ne düşme potasından tamamen uzaklaşabiliyor ne de yukarıya göz kırpabiliyor.
Buradan iki hocaya da sesleniyorum: Sevgili hocam, bu kadar korkarak, bu kadar “aman yemeyeyim” mantığıyla modern futbol oynanmaz; hücum varyasyonlarına biraz daha çalışmanız şart! Yoksa bu oyunla iki takım da devre arasına kadar taraftarına daha çok ecel terleri döktürür, valla billa!